Bugün eşimle girdiğimiz bir dükkanda nerden bulaştığını anlamadığım bir muhabbetin baş rol oyuncularından biriydim. Eşim alacağı şeyle ilgili uzun bir inceleme süreci için dükkanda bir yerlerdeydi. Ben de oturacak bir yer buldum, kucağımda kızımla oturup oturup kalkıyorduk. Kendisi pek neşeli, gelene geçene gülücük atınca, insanlar da sevmek için yanımıza geliyorlardı. Sonra bir ara fark ettim ki, bu bulunduğumuz yerde bir bebek daha var 1 yaş civarında. Annesiyle birlikte geldiler. Anne olanlar bilir; anneler birbirleriyle annelik-bebek bakımı-ıvır zıvır konularında konuşmayı çok severler. Adeta beyin fırtınası yaparlar. Çok yardımcı olacak konular görüşülür, bilgiler edinilir, derinlemesine detay sorulup ilk ağızdan öğrenme fırsatı yakalanır. Ancak bu ortamların bir handikapı da sinsi bir rekabet kokusunun zaman zaman açığa çıkmasıdır 🙂 İş, beyin fırtınasından nasihat vermeye, şöyle yap böyle yap gibi konuşmalara, ben böyle yapıyorum sen de yaplara, hele ki bunlar sizin iyi günlerinize kadar gidiyorsa anlayın ki muhabbetin alt metni değişmiş, ortamdan uzamanın zamanı gelmiştir 🙂 Kibarca ya da hiç kibar olmayan ani çekip gitmelerle ızdırabınıza son verebilirsiniz. Bugün benim yaptığım gibi…

Ben bu beyin fırtınası ortamlarında, bebeklerinin yaşı benim sevgili küçük kızımdan büyükse, ne kadar süre uyuduğunu sorarım genelde. Bugün de muhabbetin seyrine istinaden bu soruyu sordum, zaten de şaibeli cevaplar aldım 🙂 11,5 aylık olan oğlu günde 1 saat civarında uyuyormuş bazen, bazen 3 saat, bazen de hiç uyumuyormuş. Hm, filan gibilerinden konuyu geçiştirmeye çalışıyordum ki bir an kendimi acayip bir nasihat denizinin ortasında buluverdim.

– Kaç aylık sizin kızınız?

-6.

-Size tavsiyem boool bolll uyuyun.

-Nasıl uyuyayım?

-O uyuduğunda siz de uyuyun çünkü ileride çok ihtiyacınız olacak.

-Uyku depolanabiliyor mu ya 🙂 Neyse, ben şimdi kızıma güvenip uyuyamıyorum. (Açıklama yapmasana işte, saflık bende)

-Bence bolll boll uyuyun çünkü biz şimdi uyuyamıyoruz, kabusumuz 6. aydan itibaren başladı. 6 aya kadar herşey mükemmeldi, dişle birlikte kabus oldu günlerimiz.

-Ya demek öyle. Tüh.

-Siz şimdi katı gıdaya da başlamışsınızdır. Başladınız mı?

-Başladık evet.

-Biz işte şunu yedirdik bunu yediriyoruz, ayrıca şunları pişiriyoruz, onun yemeğini ayrı yapıyoruz bikbikbikbik

-Tabi her doktor farklı şeyler söylüyor, biz kendi doktorumuzu takip ediyoruz. Abartmamak lazım tabi, ayrı pişirmek her zaman olmayabilir.

-Aaa ben hep ayrı pişirdim, tuzsuz salçasız, ben ayrı pişirdim. Ben. Benim çocuğum. Ben yaptım. Ben ben ben. Bikbikbik

-Her çocuk farklı tabi (Ezik misin kızım bas git, ne diye ezikle ezik oluyosun!:)

-Tatile gittiniz mi, hele bi de giderseniz iyice burnunuzdan gelir. Biz tatile gittik, dönüşte acile gittik hemen. Virüs kapmış. Mahvolduk.

-Geçmiş olsun. (Ne olsun istiyorsun sen ya allaalaaa, biz de gidelim, biz de mi hasta olalım)

-Babasıı, nerdesin, biz yorulduk..

Diyerekten derhal ortamdan uzadım. Derhal de değil aslında, baya baya da maruz kalmışım, sinirlerim gevşedi, terlemişim:) Işık görmüş tavşan gibi kalmışım, ben de sidik yarıştırmak üzereydim nerdeyse. Bazen böyle durumlarda kitleniyorum. Bazen de “çok olumsuzsunuz siz” gibilerinden birşeyler söyleyiveriyorum. Bugün kitlendiğim günlerden biriydi. Enerjimi sömürdün kadın! Hoff!

Alman anası-Türk anası karşılaştırması yapan bir blog yazısı okumuştum. Gerçekten de öyle işte. Türk anası gıybet yapar. Kıyasıya rekabet yaşar, seni de o girdaba sürüklemeye çalışır. Özgüvensizdir, kendini sorgular, yansıtma yapar. Bu saydığım şeyleri başka avrupa ülkelerinde bulmak çok zordur. Çocuğunu birkaç yıl Fransa’da yetiştiren bir arkadaşımız var. Anne şöyle söylüyor, parka çıktığınızda kimse size çocuğunuzun kaç kilo doğduğunu, boyunu, kilosunu, yemek yiyip yemediğini vs sormaz. Yani diyor ki aslında size sorular sorarak sizin çocuğunuz üzerinden kimse prim yapmaya çalışmaz. Bu iş böyle olmalı, kimse kimsenin annelik tarzına burnunu sokmamalı, hatta sokturmamalı. Bugün ben avlandım, sizler avlanmayın dostlar 🙂

3 comments on “Anneler Arası Rekabet”

    • Canım ya daha nice anneler tanıyacaksın diyerek muhabbete tuz biber ekeyim dedim, bence tek gerçek var: her çocuk kendini Kitabı’nı yazıyor, kardeşler bile aynı değil onun için böyle şeyleri hiç duymamak lazım, boşver onları 😜

      • Hakkaten tuz biber olurdu 😀 Bir de ‘bizim bi arkadaş var, o da bana dedi ki nice anneler var bikbik bik dedi’ diye bir post yazmam gerekecekti 😀

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *