Bugün Şirin’in doktor randevusu vardı. 14. ayını birkaç gün önce bitiren Şirin’in 13. ayda olması gereken menenjit aşısını yaptırdık. Kandaki demir vb değerlerine bakılması için kan verdik (Kan verdik diyorum, hakikaten ailecek içimiz çekildi Şirin’den kan alınırken). Ve bugün de çok önemli bilgiler aldık doktorumuzdan. 

Fiziksel muayenesi haricinde günlerimizin nasıl geçtiğini sordu doktorumuz. Bu soruyu ben de kendime sordum bir an.. “Günlerimiz Şirin’le nasıl geçiyor? İyi” (İnsanın aklına ilk başta birşey gelmiyor bazen). “Hah, bi saniye, bu aralar birşeyler için inat etmeye başladı Şirin. Bu konuda konuşalım.”

Gelişimsel pediatri uzmanı doktorumuz 1 yaş sonrasında inat dönemine yavaş yavaş gireceğimizi söylemişti zaten ama yeni karşılaştığımız bu durumla ilgili daha fazla bilgi edinmek istedik. Doktorumuz “terrible 2 years“dan bahsetti ve benim duyduğumun aksine bunun,  2 yaş sendromu değil, ‘kötü geçen 2 yıl’ olduğunu söyledi. Yani 1 ile 3 yaş arasında bir yerlerde kötü inat dönemleri bizim olacak. Bu dönemi istikrarlı bir şekilde atlatmamız gerekiyor. Çocuğumuza doğru eğitim vermek istiyorsak istikrarlı davranmalıyız. Maviysek hep mavi olmalıyız, başka renk olmamalıyız. Yeşilsek bile o bunu bilmemeli. O derece. Dedi.

Yemek yememek için inat edebilir, vazoyu taşımak isteyebilir, vitrinden herhangi birşeye gözü takılabilir ve onu isteyebilir, telefonunuzu yalamak isteyebilir, ayakkabısını ağzına sokmak isteyebilir, siz yemek yaparken elinizdeki bıçağı almak isteyebilir, dışardayken eve girmek istemeyebilir, evdeyken dışarı çıkmak isteyebilir, bu liste uzayabilir, herşey olabilir. Ne olursa olsun sabretmek gerekiyor. Sakin bir şekilde neden ona telefonu veremeyeceğinizi açıklamanız gerekiyor. “Üf tamam bir seferlik ama” dersek ipin ucu kaçıyor. Ve bakın çocuk bu sefer nasıl düşünmeye başlıyor:

  • “Ebeveynlerimde istediğim şeyi yapacak potansiyel var. 2 gün önce istediğimde yapmışlardı. Peki şu an neden yapmıyorlar?? En iyisi biraz daha ağlayayayım.”

 

  • “Annem/babam bu istediğim şeyi yeteri kadar ağlarsam yapacaklar. Buna inancım tam. Çünkü geçen sefer ağladığımda yapmışlardı.”

Sizin tutumunuz, çocuğunuzun hayatına ışık tutacak, onun hayattaki sınırlarını belirleyecek. Sınırları sakin kalarak koymak bu yaştaki bir çocuk için yapılabilecek en iyi şey, en iyi eğitim. Çünkü çocuk ne dediğimize değil, nasıl dediğimize bakıyor.

Bebeğinizin içerisinde bir kötülük yok, bu aşırı istekleri kötülük olsun diye istemiyor. Tuhaf geliyor kulağa ilk başta. Tabi ki kötülük yok diyoruz ama çocuğumuz bir şey için tutturunca, dediğimizi yapmayınca şahsi algılamıyor muyuz bu durumu çoğu zaman? Öfkeleniyoruz. Zira, sizin duygularınız mı varmış, ama siz çok mu üzülmüşsünüz, ama o yemeği güzel kızınız yesin diye mi yapmışsınız, bir gün önce uykusuz mu kalmışsınız, ama çok mu yorgunmuşsunuz.. Bunlar çocuğun umrunda değil. Empati sıfır çocukta. Hatta doktorumuzun dediği gibi, o bir mağara adamı 🙂

Bir sonraki rutin doktor görüşmemiz 18 ay civarında olacak. Bakalım neler değişecek. Bakalım hangi dönem bizi bekliyor olacak..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *