Yaşadığımız patlama olayı kimini üzdü, kimini iyi olduğu için utandırdı, kimilerini ise yeni bir ekmek kapısı bulduğu için sevindirdi!.. Uzunca bir süredir telefonla dolandırıcılık senaryoları dolaşıp duruyor ortalıkta. Ben daha önce hiç denk gelmemiştim. Ta ki bugün, yıllardır çalmayan ev telefonumuz çalana kadar.

Konuşmayı aynen aktarayım:

Ben: Alo

O: Hanfendi ben Asayiş Şubeden arıyorum, kiminle görüşüyorum?

Ben:  Pardon nereden arıyorsunuz? İsminiz nedir?

O: Ankara’dan, asayiş şube. (Hızlıca bir isim söyledi) Siz kimsiniz?

Ben:  Ben kim olduğumu söylemek istemiyorum. Siz ne için aramıştınız?

O: Hamfendi, “kim olduğumu söylemek istemiyorum” diye bir isim yok!! Kim olduğunuzu söyler misiniz?!

Ben: Bir polis memurunun bu şekilde konuşacağını düşünmüyorum

O: Komiserim ben, polis memuru değilim!! (Çok sinirlendi burda:)

Ben: Peki, ben sizinle görüşmek istemiyorum.

O: Saygılı ol!!!!

Derken ben kapatıyordum zaten telefonu. Bu görüşmenin sonunda telefonun ucundan çıkıp benimle konuşan adamın boğazına yapışmak istedim. Çünkü baltayı taşa vuran dolandırıcı, şansını bir başkasında deneyecekti ve bazı denemelerinde başarılı bile olacaktı maalesef. İşte buna gerçekten çok öfkeleniyorum. Ve bu işi büyük ihtimalle, “Terör örgütleri ile bağlantınız varmış, hesabınızdaki parayı vereceğim hesaba aktarmanız gerekiyor” tarzında gündemden beslenen bir senaryoyla yapmaya çalışacaktı. Yaşadıklarımız her haliyle çok vahim, çok üzücü. Vicdanlarımız çoktan ölmüş..

Bu arada bazı kandırılan insanların tam inanmayarak ama “Arayan kişi ya gerçekten polisse” mahçubiyetiyle sorulara cevap verdiğini düşünüyorum. Ancak yine de karşıdaki kişinin %100 gerçek olduğunu bilseniz bile sırf soruyor diye cevap vermek zorunda değilsiniz. Kimse, özel bilgilerini birileri istiyor diye vermek zorunda değil. Ne olursa olsun..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *